Kitap hakkında
Bazı hikâyelerde gerçek, görüldüğü gibi değildir. Çünkü insan, dünyayı olduğu gibi değil, durduğu yerden görür. Füsunkâr... Adını, bir hayattan geriye kalan izlerden alan bir kız. Ve o izlerin içinde annesinin saklı karanlık hikâyesi... Bir yanda, kendi annesinin yokluğuyla yüzleşememiş, içindeki boşluğu kıskançlıkla doldurmuş ve o karanlıkta kaybolmuş bir kadın... Diğer yanda, o kadının kızı olarak büyüyen, gerçeğin en ağır hâliyle karşılaşmasına rağmen kaçmayı değil, yüzleşmeyi seçen Füsunkâr. Ve bu hikâyenin kalbinde bir baba: Umut. Kendi acılarıyla, kayıplarıyla ve kırılmalarıyla ayakta kalmaya çalışan ama en çok da kızının kaderini değiştirmek için direnen bir adam. Bu kitapta; Füsun’un kendi çizdiği dünyası, Umut’un fedakarlıkla yüklendiği yaşamı, Natali’nin yüzleşemediği geçmişi ve Füsunkâr’ın gerçeğe rağmen kurduğu yeni hayat aynı sorunun etrafında birleşiyor: İnsan gördüğüyle mi yaşar, yoksa gördüğünü yorumlama şekliyle mi? Bir karakteri değil; birbirine bağlı hayatları, aktarılan duyguları ve değişen bakış açılarını anlatan Füsunkâr, karanlıktan kaçmayanların, gözlerini kapatmayanların ve kendi içindeki gerçeğe bakma cesareti gösterenlerin hikâyesi. Bahadır Karasulu