Kitap hakkında
1936 baharında, dönemin edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandıran bir tartışma vardı: Hece şairleri olarak anılan eski kuşak, "Bizden sonra yetenekli bir nesil gelmedi" savını öne sürmüştü. Bu iddiaya yanıt arayan *Kurun* gazetesi, genç yazar ve şairlere mikrofon uzattı. Ortaya çıkan röportajlar, *Gençlerle Baş Başa* adıyla bir araya getirildi. Kitap, sadece eski-yeni kuşak çatışmasını değil, edebiyat dünyasının o günkü nabzını da tutuyor.
Dönemin genç isimleri, henüz yolun başındayken edebiyata bakışlarını, beğenilerini ve hayallerini samimi bir dille paylaşıyor. Bugün bazıları klasikleşmiş eserlerin sahipleri olan bu yazarlar, o yıllarda nasıl düşünüyordu? Kimleri örnek alıyor, hangi tartışmalara kafa yoruyorlardı? *Gençlerle Baş Başa*, edebiyat tarihinin tozlu sayfalarına ışık tutarken, aynı zamanda zamansız bir soruyu da gündeme getiriyor: Yeni kuşaklar gerçekten yok mu, yoksa fark edilmeyi mi bekliyor?
Dönemin genç isimleri, henüz yolun başındayken edebiyata bakışlarını, beğenilerini ve hayallerini samimi bir dille paylaşıyor. Bugün bazıları klasikleşmiş eserlerin sahipleri olan bu yazarlar, o yıllarda nasıl düşünüyordu? Kimleri örnek alıyor, hangi tartışmalara kafa yoruyorlardı? *Gençlerle Baş Başa*, edebiyat tarihinin tozlu sayfalarına ışık tutarken, aynı zamanda zamansız bir soruyu da gündeme getiriyor: Yeni kuşaklar gerçekten yok mu, yoksa fark edilmeyi mi bekliyor?