Kitap hakkında
Giuseppe, Luca’nın yüzüne bakarken öfkesine hakim olamadı. "Peki ya kızın?" diye haykırdı, sesi odanın duvarlarında yankılanırken. Luca’nın gözlerindeki umursamazlık, sarhoşluğun da ötesinde bir kayıtsızlıktı. "Kimden bahsediyorsun ki?" diye mırıldandı, adını bile anımsamadan. Giuseppe’nin parmakları tetiğe daha sıkı sarıldı. Birkaç el ateş sesi, geceyi delip geçti. Luca artık yerdeydi.
Giuseppe, görevini bitirmişti. Derin bir nefes aldı, merdivenlerden inip bir sandalyeye çöktü. Sırtını yasladığı duvar soğuktu, karanlık ise içini daha da karartıyordu. On yıl önce böyle bir şey yapabilir miydi? Zaman, onu nasıl da değiştirmişti. Pişmanlık duymuyordu; sadece yaşamak istediği hayatla, içinde bulunduğu gerçeklik arasındaki uçurumu düşünüyordu. Şimdi tek bir mermi, her şeyi sonlandırabilirdi. Ama ya annesi? Onsuz da olsa, en azından annesi onun hayatta olduğunu bilmeliydi. Bu düşünce, onu bir süre daha ayakta tutacaktı.
Giuseppe, görevini bitirmişti. Derin bir nefes aldı, merdivenlerden inip bir sandalyeye çöktü. Sırtını yasladığı duvar soğuktu, karanlık ise içini daha da karartıyordu. On yıl önce böyle bir şey yapabilir miydi? Zaman, onu nasıl da değiştirmişti. Pişmanlık duymuyordu; sadece yaşamak istediği hayatla, içinde bulunduğu gerçeklik arasındaki uçurumu düşünüyordu. Şimdi tek bir mermi, her şeyi sonlandırabilirdi. Ama ya annesi? Onsuz da olsa, en azından annesi onun hayatta olduğunu bilmeliydi. Bu düşünce, onu bir süre daha ayakta tutacaktı.