Kitap hakkında
Muğla’nın o unutulmuş kıyılarında, zamanın durduğu bir kasaba var: Göçek. Derya Kızılgöz, bu küçük limanın sessizliğinde kaybolan hayatlara, yarım kalan hikâyelere dokunuyor. Her satır, rüzgârın savurduğu anılar gibi hafif ama derin; bir yandan geçmişin izlerini sürerken, öte yandan insanın içindeki o gizli kırgınlıkları açığa çıkarıyor. Dağların gölgesinde büyüyen efsaneler, denizin tuzuyla karışan hüzünler, her şey sanki bir anıdan fırlamış gibi canlı.
Kitap, kayıp bir şehri değil, o şehrin içinde saklanan insanları anlatıyor. Kim bilir, belki de asıl hikâye, terk edilen evlerin duvarlarında değil, onları terk edenlerin yüreğinde gizlidir. Kızılgöz’un dili, sade ama keskin; okurken bazen bir karıncanın izini sürer gibi sabırla ilerliyorsunuz, bazen de ansızın bir yangının alevleriyle karşılaşıyorsunuz. Göçek, burada sadece bir mekan değil, bir duygu haline geliyor. Ve siz, o dumanlı dağların.
Kitap, kayıp bir şehri değil, o şehrin içinde saklanan insanları anlatıyor. Kim bilir, belki de asıl hikâye, terk edilen evlerin duvarlarında değil, onları terk edenlerin yüreğinde gizlidir. Kızılgöz’un dili, sade ama keskin; okurken bazen bir karıncanın izini sürer gibi sabırla ilerliyorsunuz, bazen de ansızın bir yangının alevleriyle karşılaşıyorsunuz. Göçek, burada sadece bir mekan değil, bir duygu haline geliyor. Ve siz, o dumanlı dağların.