Kitap hakkında
Göç, bazen bir bavulun fermuarı kapanırken başlar, bazen de kapı arkadan sessizce kapanırken. Yola çıkışın adıdır: bir tren bileti, bir otobüs yolculuğu ya da bilinmeze uzanan tozlu bir patika. Evler terk edilir, eşyalar satılır, ama yüreğe çöken hüzün bir türlü satılamaz. Asıl acı, insanın kendi toprağında kendini yabancı hissetmesidir çünkü. Göç, hiçbir zaman gönüllü değildir; hep bir zorunluluk, bir mecburiyet, bir "başka çare yok" çığlığıdır. "Umuda yolculuk" dense de, umut çoğu kez dikenli tellere, soğuk denizlere, bilinmeyenin karanlığına karışır.
Bir zamanlar göç, yaşamın doğal bir parçasıydı; iklim değişir, toprak verimsizleşir, insan da yer değiştirirdi. Şimdiyse göç, insanın kendi yurdunda can güvenliği bulamamasının utancıyla başlıyor. Savaşlar, müdahaleler, şiddet sarmalı; insanları evlerinden, ocaklarından koparıp bilinmeze savuruyor. Oysa ne zordur, ne sancılıdır böyle hazırlıksız bir.
Bir zamanlar göç, yaşamın doğal bir parçasıydı; iklim değişir, toprak verimsizleşir, insan da yer değiştirirdi. Şimdiyse göç, insanın kendi yurdunda can güvenliği bulamamasının utancıyla başlıyor. Savaşlar, müdahaleler, şiddet sarmalı; insanları evlerinden, ocaklarından koparıp bilinmeze savuruyor. Oysa ne zordur, ne sancılıdır böyle hazırlıksız bir.