Kitap hakkında
Can Yücel’in *Gökyokuş*’unda, sözcükler rüzgâr gibi savrulur; aşkın, hayalin ve günlük yaşamın iç içe geçtiği bir dünyaya davet eder okuru. Ayça Parkı’nda dönen bir atlıkarınca misali, dizeler çocuksu bir coşkuyla havalanır, sonra birden Don Kişot’un yel değirmenleriyle çarpışan yalnızlığına düşer. Şairin kaleminden dökülen her satır, hem bir sevda türküsü hem de gündelik hayatın sıradanlığına inat, hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir isyandır. Kısa ama yoğun sayfalarında, duyguların öğütüldüğü bir değirmen taşının sesi yankılanır; kimi zaman neşeli, kimi zaman hüzünlü, ama her daim gerçek. Yücel, kelimeleriyle bir yandan gökyüzüne uzanırken, diğer yandan yerdeki tozun içinde kaybolur. Bu kitap, şiirin sadece kağıda dökülmediğini, aynı zamanda yaşamın ta kendisi olduğunu hatırlatır.