Kitap hakkında
1991 yılının Cezayir’inde, karanlık bir dönemin kapıları aralanır. Darbelerle sarsılan ülke, iç ve dış güçlerin kanlı oyunlarına sahne olurken, bir avuç cesur insan umudu sımsıkı kavramaya çalışır. Musa, elinde silah değil, yüreğinde taşıdığı fotoğraf makinesiyle bu kaosun ortasında durur. Tüfeği tutmayı bilmediğini, asla sevmediğini söylerken bile, yaşananların tanığı olmanın ağır yükünü taşır. Raid’e uzattığı makinede, acının, gözyaşının ve direnişin izleri saklıdır. "En zor karede bile umudu arayın," der, "dünyaya vicdanın sesini duyurun. Belki bir gün, bir masumun bakışlarıyla uyanır insanlık."
Nehir Aydın Gökduman, bu romanında Cezayir’in onurlu mücadelesini, çaresizliğin gölgesinde bile dimdik ayakta duran yürekleri anlatıyor. Özgürlüğe inananların hikâyesi, ateş çemberinde bile umudu yeşerten bir destan olarak karşımızda duruyor.
Nehir Aydın Gökduman, bu romanında Cezayir’in onurlu mücadelesini, çaresizliğin gölgesinde bile dimdik ayakta duran yürekleri anlatıyor. Özgürlüğe inananların hikâyesi, ateş çemberinde bile umudu yeşerten bir destan olarak karşımızda duruyor.