Kitap hakkında
Zamanın durduğu o sessiz odada, bir akademisyenin tez sayfaları arasında kaybolan düşünceleri, ansızın üç farklı yüzyıldan gelen seslerle buluşur. Franz Kafka’nın bürokrasinin soğuk koridorlarında yankılanan adımları, Nazım Hikmet’in taş duvarlara çarpan özgürlük çağrısı ve Samuel Beckett’in suskunluğun derinliklerinde kaybolan bekleyişi, beklemenin kendisini bir varoluş biçimine dönüştürür. Üç farklı dil, üç farklı coğrafya, tek bir insanlık hali: umut.
Yüz altmış bir yıl ile otuz beş yılın ötesinden gelen bu hayaletler, karanlığın içinde hâlâ bir ışık aradıklarını fısıldar. Sevgi Türker-Terlemez, dillerin ve kültürlerin kesiştiği bu ince çizgide, sözcüklerin ötesindeki yankıyı yakalamaya çalışır. Kurguyla gerçeğin, şiirle düşüncenin arasında nefes alan bu metin, beklemenin yalnızca bir eylem değil, insanın en çıplak halinin ifadesi olduğunu gösterir.
Yüz altmış bir yıl ile otuz beş yılın ötesinden gelen bu hayaletler, karanlığın içinde hâlâ bir ışık aradıklarını fısıldar. Sevgi Türker-Terlemez, dillerin ve kültürlerin kesiştiği bu ince çizgide, sözcüklerin ötesindeki yankıyı yakalamaya çalışır. Kurguyla gerçeğin, şiirle düşüncenin arasında nefes alan bu metin, beklemenin yalnızca bir eylem değil, insanın en çıplak halinin ifadesi olduğunu gösterir.