Kitap hakkında
Yağmurun ince ince dokuduğu bir çukurda, ak saçlı bir yabancının peremeyi yüzdürüşünü izledim. Her damla, bir ritimle düşerken, minik tahta parçası da sessizce yol alıyordu. Sadece kaymıyor, bana nasıl ilerleyeceğimi de fısıldıyordu sanki. Ardından, hiçbir şeye bağlı olmamam gerektiğini, özgürlüğün bu ince çizgide saklı olduğunu hissettirdi. Sonbahar gelince, gazellerin dalgalarla sürüklendiğini görmek, bu yolculuğun bir parçasıydı sadece. O yabancı, suskunluğunu bozup konuşmaya başladı. Anlattıkları, aslında o çukurların yağmurla dolup taşan eski hikâyeler olduğunu gösterdi. Meğerse her yaprak, geçmişin gardırobunda saklı kalmış bir anıymış. Pencerenin önünden seyrettiğim o adacıklar, üzerlerine örtülen bir kepenek gibiymiş zamanla. İşte ben, hayatın peremesiyim.