Kitap hakkında
Sevda, bazen bir sonbahar yağmuru gibi usulca düşer yüreğe; bazen de hüzün kılığına girip sessizce sokulur insanın içine. Özge Yıldırım’ın kaleminden dökülen bu satırlar, adeta bir iç hesaplaşmanın, bir aşkın ve kederin izlerini sürüyor. Kara sevdanın derinliklerinde kaybolanlar, Barış Manço’nun o bildik nağmeleriyle buluşurken, yazarın kendi adıyla özdeşleşen bu yolculukta, her kelime bir nefes alıp veriş gibi akıyor.
Hüzün mü sevdadan doğar, yoksa sevda mı hüzne dönüşür? Bu sorunun peşine düşen yazar, kara kaleminin ucunda biriktirdiği duyguları kâğıda dökerken, okuru da kendi içindeki labirentlere davet ediyor. Sevda Çakar’ın gölgesinde şekillenen bu hikâye, aşkın ve acının ince çizgisinde yürüyenlerin hikâyesi. Kelimelerle dokunan bir ruhun, kendi adını fısıldayarak geçtiği yolların öyküsü...
Hüzün mü sevdadan doğar, yoksa sevda mı hüzne dönüşür? Bu sorunun peşine düşen yazar, kara kaleminin ucunda biriktirdiği duyguları kâğıda dökerken, okuru da kendi içindeki labirentlere davet ediyor. Sevda Çakar’ın gölgesinde şekillenen bu hikâye, aşkın ve acının ince çizgisinde yürüyenlerin hikâyesi. Kelimelerle dokunan bir ruhun, kendi adını fısıldayarak geçtiği yolların öyküsü...