Kitap hakkında
Gülcihan’ın gözleri, o anın donup kaldığı yerde sabitlenmişti. Yanındaki Hemîn’in omzuna dokundu, ama ses çıkmadı. Yavaşça üzerlerindeki örtüyü kaldırdı. Gülcihan’ın başı yastığa gömülüydü; sarı saçları yüzüne dağılmış, teni solgun bir ışıkta parlıyordu. Elini çıplak koluna götürdü, ama nabzı atmıyordu. Örtüyü tamamen çektiğinde, ikisinin de bedenleri kan içindeydi. Gözlerini ne kadar kırpıştırsa da görüntü değişmedi. Sanki zaman durmuştu. Gülcihan’ın gözleri, yaşanmışlığın ağırlığıyla kapanmış, boğazı sessiz bir çığlıkla düğümlenmişti. Nefes almakta zorlanıyordu; her şey bir anda parçalanıvermiş gibiydi. Birden yere yığıldı. O an, gizli bir hayatın gölgeleri, içindeki son nefesle birlikte karanlığa gömülürken, gözlerindeki ışık da sonsuz bir sessizliğe karışıp gitti.