Kitap hakkında
Vedat’ın kollarında, göğsümün kemikleri neredeyse birbirine geçecekti. Kulağıma eğilip fısıldadı: "Doğanın gizli yasalarını, insana fısıldamak istediği sırları, bir tohumun sessiz çığlığını, bir kuşun kanat çırpışındaki anlamı yüreğine kazıdın. Şimdi sıra bunları insanların arasına taşımakta. Madem ki insanları doğaya götüremiyoruz, o zaman doğayı onların dünyasına getirelim." Ona sarılıyken, uzaktan gelen arabanın farları gözümü aldı. Yolun sonsuz olmasını diledim içimden, ama nafile. Az sonra araba yanımızda durdu. İçimdeki ağırlıkla birlikte binmek zorundaydım; eski bir arabanın bu hüznü taşıyıp taşıyamayacağını sordum kendime. Taşıdı işte, hem de hiç umursamadan.