Kitap hakkında
Azad gözlerini açtığında Hêlîn karşısındaki koltukta oturuyor, dalgın dalgın televizyona bakıyordu. Kumandayı elinde tutsa da zihni bambaşka yerlerde gezinmekteydi. "Ne tuhaf bir rüyaydı..." diye geçirdi içinden, sonra elinin tersiyle gözlerini ovuşturdu. Yastığa başını yeniden yerleştirirken boynundaki gerginlik biraz olsun hafifledi. Rüyası zihnine üşüşünce bir an duraksadı: Yüksek bir tepeden aşağı iniyordu. Derin bir vadinin ağzına ulaştığında karşısında dimdik kayalıklar, iki yanında sarp yamaçlar uzanıyordu. Yol, bilinmezliğin karanlığına doğru kıvrılıyor, ileride ise devasa bir yarık, dağın ortasından ikiye bölünmüş gibi duruyordu. Azad tam o yarığa tutunmaya çalışırken irkilerek uyandı. Geride kalan görüntü, zihninde garip bir iz bırakmıştı.