Kitap hakkında
Günler, bir silahın soğuk namlusunu göğsüne dayamış gibi geçiyor. Her sabah aynı hayal: parmak tetikte, yürek atışta. Gerçek olmayan bir silah, gerçek olmayan bir ölüm, ama her defasında içini kemiren bir gerçeklik. Kıvanç Kılavuz’un satırlarında, bu sonsuz döngü bir dansa dönüşüyor; rüyalarla uyanıklık arasında savrulan bir ruhun, hiçliğin kıyısında attığı adımlar. Her gün yeniden başlayan, her gün aynı sona varan bir yolculuk. Sözcükler, bu kırılgan dengeyi ustaca kucaklıyor; okuru, kendi içindeki o karanlık boşluğa doğru çekiyor.