Kitap hakkında
Gece yarısına yaklaşırken Sinan, Amanda’ya birlikte ayrılmayı önerdi. İkisi de içkiden sersemlemiş, adımları hafifçe sallanıyordu. "İstersen benim yerime gidelim, sonra seni oteline bırakırım," dedi genç adam, sesi biraz peltekleşmişti. Amanda tereddüt etmeden başını salladı, gözlerini kaçırarak. Taksiyle on dakikada Hülya’nın Pembe Pansiyonu’na vardılar. Dokuz numaralı odaya giren kaçıncı kadın olduğunu düşünmeden edemedi Sinan. İçeride Amanda’nın gerginliği hemen fark edildi; uzun süredir bir erkekle yalnız kalmamıştı. Sinan, tecrübesiyle onun bu tedirginliğini sezmiş, yumuşatıcı birkaç kelime mırıldanmıştı. Küçük buzdolabından votka şişesini çıkarıp iki bardağa doldurdu, üstüne kola ekleyip birini kıza uzattı. Amanda itiraz etmedi, bardağı eline alır almaz yudumlamaya başladı. Sinan ise kendi payını bir dikişte bitirip, yüzü kızaran kadına arzulu gözlerle bakakaldı.