Kitap hakkında
Lamia’nın sesi, bir annenin evladını yitirişinin derin sessizliğinde yankılanıyor. Şehir, kayıp oğulun acısıyla sarsılırken, kalp atışları bile bir matem çığlığına dönüşüyor. Her nefes, bir isyan; her çarpıntı, unutulmuş bir sancının yeniden dirilişi. Veba gibi yayılan bu keder, resmi tarihin gölgesinde büyüyen, mahcup ve asi bir ağıt. Saltanatların tahtlarını sarsan, korkunun ötesinde bir çığlık bu – ananın bağrından kopup gelen, üç gram kan pıhtısında saklı kalan. Çağların ötesinden fısıldayan bir fosil misali, Lamia yeniden doğuyor; bir avuç et, bir ömürlük hasret.