Kitap hakkında
İki gönül, iki ayrı yolculuk... Birinin limanı ötekinin ufku olurken, aşkın dalgaları arasında savrulan iki sevdalı. Bir yanı fırtınalarla dövülse de, öteki yanında sessizlik bir ninniye dönüşür. Artık geri dönüş yoktur; geçmişin kıyıları silikleşir, gelecek ise sadece birbirlerinde anlam bulur.
Dinle, sevgilim, kalbimin her atışında sen varsın. Karanlık gecelerde yalnızca senin adın yankılanır içimde. Karadeniz’in hırçın suları gibi coşkun, ama bir o kadar da kırılgan bu aşkı alıp götürme. Bırak, içimde kalsın; elden ele dolaşan bir sır gibi değil, sadece ikimize ait bir ateş gibi.
Gülüşün, bir yangın gibi yakar beni. Senin yanında her acı hafifler, her hüzün anlam kazanır. Mecnun’un gözyaşları senin kapında kurusun, Şirin tacını alnına koysun. Yüreğimi açsam, içinde yüzlerce can çırpınır; tutamam onları, kanar durur içim.
İki ayrı sevda, tek bir kader...
Dinle, sevgilim, kalbimin her atışında sen varsın. Karanlık gecelerde yalnızca senin adın yankılanır içimde. Karadeniz’in hırçın suları gibi coşkun, ama bir o kadar da kırılgan bu aşkı alıp götürme. Bırak, içimde kalsın; elden ele dolaşan bir sır gibi değil, sadece ikimize ait bir ateş gibi.
Gülüşün, bir yangın gibi yakar beni. Senin yanında her acı hafifler, her hüzün anlam kazanır. Mecnun’un gözyaşları senin kapında kurusun, Şirin tacını alnına koysun. Yüreğimi açsam, içinde yüzlerce can çırpınır; tutamam onları, kanar durur içim.
İki ayrı sevda, tek bir kader...