Kitap hakkında
Rüzgârın taşıyamadığı, renklerin arasına sıkışmış sesler var; bazen tanıdık bir köşede, kendi yalnızlığında sinsice soluklanıyor. Onlara uzanmak boşuna, dokunmak aldanmak demek. Çırpınmadan, gizlice varlığını duyuran bu sesler, seni istemiyor. Buradasın çünkü ürktün, düşledin diye ve asla denilen yolculuğun tam ortasında buldun kendini. Geride bıraktıkların seni geri çeviremez artık. Hiçliğin içine doğru yürüyorsun; belki gölgeni tutabilesin diye, belki kendinden bir parçayı görebilesin diye. İklimsizliğin ortasında, gözlerin seğiriyor yalnızca. Başka bir şey bekleme, öylesin artık.
Çırpınışların bir pencereye sıkışmış, rüzgâr perdesiz, boşluk yükseklerden süzülüyor. Uzun bir yürüyüşün ortasında kederli soluklar, düşte küçücük bir sessizlik. İçinden bir renk tutmaya çalışıyorsun, avuçlarından kayıp gittiğini izliyorsun. Kendine, fısıldanmış bir tohumun sözleri gibi bak; orada dur ve kayboluşunu seyret uzun uzun.
Çırpınışların bir pencereye sıkışmış, rüzgâr perdesiz, boşluk yükseklerden süzülüyor. Uzun bir yürüyüşün ortasında kederli soluklar, düşte küçücük bir sessizlik. İçinden bir renk tutmaya çalışıyorsun, avuçlarından kayıp gittiğini izliyorsun. Kendine, fısıldanmış bir tohumun sözleri gibi bak; orada dur ve kayboluşunu seyret uzun uzun.