Kitap hakkında
1950'lerin Amerika'sında doğa artık teslim olmanın eşiğindeydi; insanlık zaferin kıyısındaydı. Derken, ağaç kucaklayan, balinalara şarkı söyleyen o tuhaf bohemler çıkageldi. Sessizce, sistemin damarlarına nüfuz ettiler. Azmimizi, kararlılığımızı yavaş yavaş kemirdiler. Doğa ile anlaşma masasına oturdular, ateşkes ilan ettiler. Oysa doğa, bu barışın ne zaman sona ereceğini bilmez. Şimdi yeniden kıpırdanıyor, savaş naraları atıyor. Gösterge panelimdeki saat bile bunu haykırıyor: Bu kez sonuna kadar gideceğim.
Ben insanım, Homo sapiens. Bu gezegenin hakimi biziz. Doğa, emrimizde bir köle; soframızda taze kral somon, ellerimizde egzotik ahşaplarla süslenmiş bardaklar sunan bir hizmetçi. Yeterince veriyor, evet, ama yetmez. Asla yetmez. Doğa, haddini bilmeli. Oysa o, sınır tanımaz. Öyleyse ben de haddimi bildireyim: Doğa, artık burada işin yok!
Ben insanım, Homo sapiens. Bu gezegenin hakimi biziz. Doğa, emrimizde bir köle; soframızda taze kral somon, ellerimizde egzotik ahşaplarla süslenmiş bardaklar sunan bir hizmetçi. Yeterince veriyor, evet, ama yetmez. Asla yetmez. Doğa, haddini bilmeli. Oysa o, sınır tanımaz. Öyleyse ben de haddimi bildireyim: Doğa, artık burada işin yok!