Kitap hakkında
Kelimelerin altına gizlenmiş bir yolculuk bu. Pelin’in *İme* romanı, sessizliğin gürültüsünü dinlemeye davet ediyor okuru. Sayfalar arasında inilen her basamak, insanın kendi derinliklerine açılan bir kapı gibi. Dışarıdan bakıldığında yalnızca bir iniş sanılabilir; oysa her adım, kendini yeniden keşfetmenin başka bir yolu.
Dokuz altı sayfada, sözcükler birer ipucu misali dökülüyor. Ne bir başlangıç var ne de bitiş; yalnızca anın içine çekilen, orada kaybolan bir bilinç akışı. Yazar, okuru kendi iç sesinin peşine düşürüyor, ta ki o ses artık yalnızca kendi sesi olmaktan çıkana dek. Kim bilir, belki de sonunda bulduğumuz, aradığımız değil, bizi bulan oluyor.
Dokuz altı sayfada, sözcükler birer ipucu misali dökülüyor. Ne bir başlangıç var ne de bitiş; yalnızca anın içine çekilen, orada kaybolan bir bilinç akışı. Yazar, okuru kendi iç sesinin peşine düşürüyor, ta ki o ses artık yalnızca kendi sesi olmaktan çıkana dek. Kim bilir, belki de sonunda bulduğumuz, aradığımız değil, bizi bulan oluyor.