Kitap hakkında
Marmara’nın uzak bir köşesinde, İmralı Adası’nın sessiz tepelerinde, Yılmaz Güney’in hayatının dönüm noktalarından biri yaşandı. Toptaşı Cezaevi’nden gece yarısı apar topar alınarak Sağmacılar’a götürülen Güney, burada revirde bekletildikten sonra kimsenin kabul etmek istemediği bir mahkûm olarak kaldı. Bazı cezaevleri, onun varlığının isyan kıvılcımı olabileceği endişesiyle kapılarını kapattı. Nihayet İmralı Yarı Açık Cezaevi’ne gönderildiğinde, adanın tenha bir köşesindeki baraka tarzı bir evde günlerini geçirdi. Bu ıssız mekân, onun için hem bir sürgün yeri hem de düşüncelerini derinleştirdiği bir sığınak oldu. İmralı’daki günler, Güney’in hayatında unutulmaz izler bıraktı; yalnızlık, direnç ve yaratıcılığın iç içe geçtiği bir dönem olarak kaldı.