Kitap hakkında
İki genç kız, aynı topraklarda büyümüş olsalar da, hayat onları farklı yollara sürükler. Kaderin cilvesi, umutların peşinden koşarken birbirlerini bulmalarına vesile olur. Tıpkı yapbozun eksik parçaları gibi, ayrı dünyaların kenarında bir araya gelirler. Onların hikâyesi, henüz meyve vermeyen incir çiçeği gibi; tomurcukta kalmış, beklemede, ama umut dolu.
Bu, dostluğun ve bedellerin öyküsü. Dört genç, rüzgârın savurduğu tohumlar misali, acımasız bir kaderin içinde birbirine tutunur. Karanlık olaylar sarmalında kaybolurken bile, bağlılıklarını sorgulamazlar. Her biri, kendi payına düşeni öder. Bazen ayrılık, bazen unutuş, bazen de içindeki sessiz ateşi taşımanın ağırlığı... Hangisi daha zor, kim bilebilir?
Pencerenin önüne çekilmiş bir sandalye, üzüm yapraklarının gölgesinde solan güneş, akşamın kızıllığına karışan bulutlar... Radyodan süzülen melodi, içini ısıtırken, kalem kâğıda dokunur. Gözlerden.
Bu, dostluğun ve bedellerin öyküsü. Dört genç, rüzgârın savurduğu tohumlar misali, acımasız bir kaderin içinde birbirine tutunur. Karanlık olaylar sarmalında kaybolurken bile, bağlılıklarını sorgulamazlar. Her biri, kendi payına düşeni öder. Bazen ayrılık, bazen unutuş, bazen de içindeki sessiz ateşi taşımanın ağırlığı... Hangisi daha zor, kim bilebilir?
Pencerenin önüne çekilmiş bir sandalye, üzüm yapraklarının gölgesinde solan güneş, akşamın kızıllığına karışan bulutlar... Radyodan süzülen melodi, içini ısıtırken, kalem kâğıda dokunur. Gözlerden.