Kitap hakkında
İnsanın özü, varoluşun en derin sırlarını içinde taşır. Bedenin sınırlarını aşan bir ağırlıkla, evrenin kendisinden bile büyük bir anlam yüklenir. Adıyla değil, taşıdığı dertle değer bulan insan, asıl arayışına yöneldiğinde geçici olanın peşinden koşmayı bırakır. Çünkü onun varlığı, inançla yoğrulmuş bir bilinçtir; bu bilinç, anlamın derinliklerine indikçe üslubun da inceliklerine ulaşır. Kendini bilmenin yolu, bilinenin özüne varmaktan geçer.
Medeniyetler, insanı ve evreni nasıl gördüyse, tarihi de öyle yazar. Bu bakış açısının ötesinde kalan her düşünce, katı bir ideolojinin gölgesinde kalır. İnsan, gerçek ile hayal arasında köprü kuran, mümkünü hayal edebilen tek varlıktır. Varlığın evinde tek rüya görendir o; kendini, çevresini, hayatı ve dünyayı yeniden inşa etmekle yükümlüdür. Hakikatin sonsuz ufkunu kavrayan, bilginin tek taşıyıcısı da odur. Emanet edilen sorumluluğun farkında olan insan, mirasını layıkıyla taşımak zorundadır.
Medeniyetler, insanı ve evreni nasıl gördüyse, tarihi de öyle yazar. Bu bakış açısının ötesinde kalan her düşünce, katı bir ideolojinin gölgesinde kalır. İnsan, gerçek ile hayal arasında köprü kuran, mümkünü hayal edebilen tek varlıktır. Varlığın evinde tek rüya görendir o; kendini, çevresini, hayatı ve dünyayı yeniden inşa etmekle yükümlüdür. Hakikatin sonsuz ufkunu kavrayan, bilginin tek taşıyıcısı da odur. Emanet edilen sorumluluğun farkında olan insan, mirasını layıkıyla taşımak zorundadır.