Kitap hakkında
Melih Cevdet Anday’ın *İsa’nın Güncesi*, insanı kemiren kuşkunun labirentlerinde kaybolan bir bilinci anlatıyor. Modern yaşamın çelik çemberine sıkışmış birey, kendi varoluşuna yabancılaşırken, çevresindeki her şey bulanıklaşıyor. Gözetlenme duygusu bir sanrıya dönüşüyor; yalnızlık, artık geçici bir sızı değil, içinden çıkılmaz bir bataklık. Zamanın akışı duruyor, ilişkiler pamuk ipliğine bağlı kalıyor. Herkes bir arada ama kopuk; sesler kesilmiş, anlamlar silinmiş. Anday’ın keskin diliyle örülen bu metin, insanın kendine bile yabancılaşan yüzünü, sessiz bir çığlık gibi ortaya koyuyor. Düşüncelerin gölgesinde savrulan bir ruhun, hiçlikle dansı.