Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRİstanbul’dan Mektuplar & Bulgar Gazetecinin Gözüyle 1932’de ŞehirHristo Brızitsov

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

İstanbul’dan Mektuplar & Bulgar Gazetecinin Gözüyle 1932’de Şehir PDF Ekitap İndir

Hristo Brızitsov · Yazar

Hristo Brızitsov, İstanbul’da Bulgarca bir gazete yayınlayan Dimitır Brızitsov’un oğlu olarak 1901’de Ortaköy’de doğdu. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları Boğaz kıyısında ve Beyoğlu’ndaki Rumeli Han’ın üçüncü katında geçti. İmparatorluğun kaderini belirleyen ve...

Sayfa
160
Kategori
Kültür
Yayın tarihi
2016-06-02
Yayınevi
KİTAP YAYINEVİ
ISBN
9786051051604
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Kültür ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

Hristo Brızitsov, İstanbul’da Bulgarca bir gazete yayınlayan Dimitır Brızitsov’un oğlu olarak 1901’de Ortaköy’de doğdu. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları Boğaz kıyısında ve Beyoğlu’ndaki Rumeli Han’ın üçüncü katında geçti. İmparatorluğun kaderini belirleyen ve dünya tarihine yön veren birçok hadiseye tanık oldu. Brızitsov ailesi Balkan Savaşları’ndan sonra İstanbul’u terk ederek Sofya’ya yerleşti. Baba mesleğini seçerek gazetecilik yapan Hristo Brızitsov, canlı ve özgün, edebi unsurlar da içeren yazılarıyla Bulgar basınında kısa sürede ün kazandı. Genç gazeteci, Türkiye’deki yeni cumhuriyet idaresinin uyguladığı reformlar Bulgaristan’da büyük ilgi çekince 1932’nin sonbaharında, önceki yıllarda çeşitli sebeplerle kısa süreliğine uğradığı ve çok iyi bildiği İstanbul’a geldi. İmparatorluğun son döneminde ayrıldığı şehre, 20 yıl sonra, cumhuriyet idaresinin ilk yıllarında dönüyor olması, ona dün ve bugün, eski ve yeni, geleneklere bağlılık ve modernlik arasında karşılaştırmalar yapma olanağını verirken işini de epeyce zorlaştırıyordu. Hangi İstanbul kendisine daha yakın ve sıcak? Çocukluğunun o renkli, kozmopolit, Doğu masallarından izler taşıyan, Levanten semtlerinde büyüdüğü İstanbul mu, yoksa şimdi gördüğü, başkentlik tahtından indirilmiş ve biraz da hırpalanmış modern ve milli İstanbul mu? İkisinden birini kesin olarak seçme gibi sevimsiz bir sorumluluktan özenle kaçınan yazar, bu ağır görev ve yargıyı okura yüklüyor. Kendi görevini de, her şeyi gördüğü ve hissettiği şekliyle aktarmakla, şehrin gizemli sarmalına dalmakla sınırlı tutuyor. Gazeteci üslubunun akıcılığı ve vuruculuğuyla 24 mektup şeklinde kaleme alınan yazıları okurlarını 1930’ların İstanbul’una götürüyor. Bu mektuplar ilk kez haftalık Literaturen glas [Edebiyat Sedası] gazetesinde yayınlanmıştı, şimdi 85 yıl sonra ilk defa Türkçede bir araya getiriliyor
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗