Kitap hakkında
Güneş, İstanbul’un batı yakasında yükselen binaların çizgileri arasında kaybolurken, kentin silueti adeta bir geometri dersine dönüşüyor: kareler, dikdörtgenler, Galata Kulesi’nin üçgen tepesi... Işık, her bir yapının üzerine düşüp gölgeleri uzatırken, sanki şehrin nefes alışını izliyormuş gibi oluyor insan. Her şey sessiz, her şey sakin; ne bir gürültü, ne bir telaş. Güneş, bu koca metropolün üzerinde nazik bir el gibi geziniyor, her köşeye dokunuyor, her rengi daha da belirgin kılıyor.
Avrupa Yakası’nın uzaklarında, gözden ırak kalan sokaklarda, sevdiklerin var. Yüksek apartmanlar, gökyüzüne uzanan devasa yapılar, sanki birer işaret fişeği gibi parlıyor. Onların arasında, tanıdık bir pencere, bildik bir balkon... İçin rahatlıyor; çünkü biliyorsun, orada nefes alıp verenler var. Taksim’de acele edenler, Cihangir’in dar sokaklarında dolaşanlar, Ortaköy’de kumpir yiyenler, Mecidiyeköy’ün kalabalığında.
Avrupa Yakası’nın uzaklarında, gözden ırak kalan sokaklarda, sevdiklerin var. Yüksek apartmanlar, gökyüzüne uzanan devasa yapılar, sanki birer işaret fişeği gibi parlıyor. Onların arasında, tanıdık bir pencere, bildik bir balkon... İçin rahatlıyor; çünkü biliyorsun, orada nefes alıp verenler var. Taksim’de acele edenler, Cihangir’in dar sokaklarında dolaşanlar, Ortaköy’de kumpir yiyenler, Mecidiyeköy’ün kalabalığında.