Kitap hakkında
Fethiye’nin sesi, buharla dolu banyonun içinde yankılanır gibi gelir: "Çabuk ol, nefesin daralıyor." Küvetten süzülen su, bir daha geri dönmeyecekmişçesine delikten kaybolur. Sanki her şeyi geride bırakmak, unutmak için acele eder. Fethiye’nin tenindeki izler, yaşanmışlığın ağırlığını taşır; morarmış damarlar, solgun lekeler, zamanın acımasız dokunuşları. Sabun köpükleri altında saklamaya çalışır hepsini, gözlerini kapatır, görmek istemez. Fethiye’nin meme ucu, köpüklerin arasından çıkar gibi olur; anneannesinin sözleri kulaklarında çınlar: "Altı ay emzir, çocuk tosuncuk gibi olur." Oysa nikâhı zorla kıyılmıştı; "Piç doğuracaksın!" çığlıkları arasında. Şimdi o tosuncuk, hayata tutunmasını sağlayan tek şey. Su akar, zaman akar, ama bazı yaralar asla kapanmaz.