Kitap hakkında
Pulitzer ödüllü öykü ve roman ustası John Cheever’ın, oğlu Benjamin tarafından bir araya getirilen mektupları, yazarın iç dünyasına açılan eşsiz bir kapı aralıyor. Haftada otuzu bulan mektuplarında dostlarına, meslektaşlarına –aralarında Philip Roth, John Updike ve Saul Bellow gibi isimler de var– seslenen Cheever, yazdıklarını saklamayı bir öpücüğü saklamaya benzetir ve çoğu zaman karşısındakinden mektuplarını imha etmelerini rica ederdi. Ne var ki günümüze ulaşan bu yazışmalar, "Amerikan edebiyatının Çehov’u" olarak anılan Cheever’ın karmaşık kişiliğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Bastırılmış duyguları, alkolle imtihanı, hırsları ve kendine özgü nüktedanlığı, satır aralarında nefes alıyor. Oğlu Benjamin’ın dediği gibi, sevdiklerimiz zamanın ötesinde yaşıyorsa, babası da doğduğu günkü gibi, 27 Mayıs 1912’deki o ilk çığlığıyla hâlâ aramızda. Bu mektuplar, yazarın canlı bir portresini çiziyor;.