Kitap hakkında
İstanbul’un ıslak sonbaharında, fırtınalı bir akşam ezanı yükselirken, Bab-ı Hümayun’dan hızla geçen bir atlı, içindeki karmaşayı bastırmaya çalışıyordu. Padişah Sultan Mahmut, baş ağrısı bahanesiyle dinlenmeye çekilmiş, o ise Paşakapısı’na dönmüştü. Ama zihni durmuyordu: Zayıf bir hükümdar, çalkantılı bir ülke... Halk bölünmüş, devlet düşmanları her köşede kol geziyor, Bektaşi geleneğiyle ordunun arası açılmıştı. 1826’nın sisli günlerinde, zindandaki bir bilgin, çarşıdaki bir ciltçi ve kuyumcu, sarayın en kıymetli taşını çalmak için plan yapıyordu. Tek eksikleri, cesur bir atlı ve bir hırsızdı. Peki ya hırsız, kalbini kaptırmışsa? İskender Pala’nın ustaca ördüğü bu macera, solukları kesiyor.