Kitap hakkında
İsmail Güleç’in kaleminden çıkan bu eser, yaşamın kıyılarında gezinen bir ruhun izlerini sürüyor. Gündelik hayatın içinde kaybolan anlar, bir film karesinden ya da bir roman satırından sızan derinlikler, sanatın ve düşüncenin peşine takılarak yeniden şekilleniyor. Yazar, şahit olduğu gerçeklikleri, duyduğu hayreti ve biriktirdiği izlenimleri özenle kâğıda dökerken, okur da bu yolculuğa davet ediliyor. Her satırda hissedilen samimiyet, sayfalar arasında dolaşan bir sıcaklık yaratıyor. Edebiyatla, tasavvufla ve hayatın kendisiyle kurulan bu içten bağ, kitabı benzersiz kılan şey. Düşüncelerin, anıların ve hayallerin iç içe geçtiği bu metinler, okuru hem düşündürüyor hem de kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor.