Kitap hakkında
18. yüzyılın sonlarıyla 19. yüzyılın ortalarına uzanan Romantik dönem düşünürlerinden Sara Van Grotius’un sözleri, erkek egemen dünyanın kadınlara biçtiği rolü acımasızca gözler önüne serer: Kadınlar, derinlikli düşünceleriyle değil, yalnızca yüzeysel bir güzellikle var olsun istenir. Felsefi birikimleri, sorgulayan zihinleri görmezden gelinir; onlardan beklenen, düşünmek değil, beğenilmektir. Bu bakış açısı, edebiyat dünyasında da kendini gösterir. Yüzyıllar boyunca kadın yazarlar, toplumsal baskılar altında ezilir, sesleri kısılır. Kimileri evlilikle birlikte yazmayı bırakmak zorunda kalır, kimileri ise George Eliot örneğinde olduğu gibi erkek takma adlarıyla varlık mücadelesi verir. "Kadınım", bu zorlu yolculuğun izlerini sürüyor; kadın olmanın, hele ki edebiyatta kadın olmanın taşıdığı ağırlığı, direnişi ve sessiz çığlıkları anlatıyor. Tarihin gölgesinde kalan isimlerin, unutulmaya terk edilen hikâyelerinin peşine düşüyor.