Kitap hakkında
1950'lerin Amerika'sında kadınlar, toplumun çizdiği dar kalıplara hapsolmuştu: evin dışında bir yaşam hayal etmek bile neredeyse günah sayılıyordu. Betty Friedan, *Kadınlığın Gizemi*'nde bu sessiz baskının perde arkasını aralıyor. Kadınların yalnızca anne ve eş olarak tanımlanması, onları içten içe kemiren bir boşluğa sürüklüyordu. Üniversite kapılarından geçen genç kızlar, diploma yerine düğün çiçekleriyle yetinmek zorunda bırakılıyordu. Friedan, bu duruma isyan ederek kadınların eğitimle, meslekle ve bağımsız düşünceyle kendilerini yeniden keşfetmeleri gerektiğini savunuyor. "Ev kadını" etiketinin ardında yatan hüznü, kimlik arayışını ve özgürleşme mücadelesini cesurca ortaya koyuyor. Yarım asır geçse de hâlâ güncelliğini koruyan bu eser, kadınların görünmeyen zincirlerini kırmak için atılmış güçlü bir adım.