Kitap hakkında
Gültekin Özcan’ın satırlarında bir mahalle soluk alıp verir. Çocukluğun gölgesi dar sokaklarda dolaşırken, güneş batıya yaslanır; pencerelerden süzülen kızıllık odaları yıkar. Bacalar, birer yaşam belirtisi gibi tütmeye başlar: kimisi kömür kokar, kimisi meşe, kimisi tezeğin sıcaklığıyla sarar etrafı. Dumanın zehri mi dediniz? Oysa tüten her baca, evin içinde ateşin yandığını, sofranın kurulduğunu fısıldar. Rüzgârın yokluğu, bacaların özgürce çekişine izin verir; sobalar gürül gürül yanarken, huzur gökyüzüne yükselir.
Kalpte aşk yoksa, orası etten bir yumruktan ibarettir. Ancak sevgiyle dolduğunda yürek olur adına. Peki sen hangisini seçerdin? Hakikatin kapısından geçmek, gerçeği görmek mümkün mü? İlmin anahtarını çevirmeyen, gelen misafiri nasıl karşılayabilir? Dost elinden sunulan dolu kadehi içmeyen, hayatın tadına nasıl varır?
Kalpte aşk yoksa, orası etten bir yumruktan ibarettir. Ancak sevgiyle dolduğunda yürek olur adına. Peki sen hangisini seçerdin? Hakikatin kapısından geçmek, gerçeği görmek mümkün mü? İlmin anahtarını çevirmeyen, gelen misafiri nasıl karşılayabilir? Dost elinden sunulan dolu kadehi içmeyen, hayatın tadına nasıl varır?