Kitap hakkında
Dağların sessizliğinde, bir gece yarısı başlar her şey. Yıldızların altında yürüdüğün o ilk an, aslında çoktan unuttuğun bir yolculuğun habercisidir. Ter içinde kalmışsındır, rüzgâr tenine dokunurken uzaklardan gelmişliğin ağırlığını taşırsın. Ne bir başlangıç vardır geride bıraktıklarında, ne de bir son. Sadece sonsuz bir yeşilin içinde, yaşlı bir meşenin gölgesine sığınırsın. Gözlerini kapadığında hikâye zihninde canlanır; açtığında ise o hikâyenin içinde bulursun kendini.
"Bilmek için gönlünü açman gerek," diye fısıldarsın kendi kendine. Peki, bu anlatıyı kime sunarsın? Etrafında toplanan dostların mı, yoksa Dersim’in derin vadilerinde yankılanan seslerin mi? Belki de taşlara, ağaçlara, rüzgâra anlatırsın kalbinin izlerini. Kim dinler seni? Dağların patikaları mı, masal kuşlarının kanat çırpışları mı, yoksa karların altından süzülen o eski zamanın fısıltıları mı? Cevap ararken, hikâye kendi yolunu çizer.
"Bilmek için gönlünü açman gerek," diye fısıldarsın kendi kendine. Peki, bu anlatıyı kime sunarsın? Etrafında toplanan dostların mı, yoksa Dersim’in derin vadilerinde yankılanan seslerin mi? Belki de taşlara, ağaçlara, rüzgâra anlatırsın kalbinin izlerini. Kim dinler seni? Dağların patikaları mı, masal kuşlarının kanat çırpışları mı, yoksa karların altından süzülen o eski zamanın fısıltıları mı? Cevap ararken, hikâye kendi yolunu çizer.