Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRKalimera Fener Şalom Balat Bizim MahalleMustafa Yoker

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Kalimera Fener Şalom Balat Bizim Mahalle PDF Ekitap İndir

Mustafa Yoker · Yazar

1950'li 1960'lı yıllarda Unkapanı'ndan Ayvansaray'a kadar uzanan Haliç kıyısındaki tarihi semtlerde halen mahalle yaşamı hüküm sürüyordu. Ve de bu semtlerin kadim Hıristiyan ve Yahudi cemaatlerinin, Müslüman komşuları ile birlikte yüzyıllarca yan yana yaşayara...

Sayfa
256
Kategori
Edebiyat
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
ÇATI KİTAPLARI
ISBN
9786054337958
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Edebiyat ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

1950'li 1960'lı yıllarda Unkapanı'ndan Ayvansaray'a kadar uzanan Haliç kıyısındaki tarihi semtlerde halen mahalle yaşamı hüküm sürüyordu. Ve de bu semtlerin kadim Hıristiyan ve Yahudi cemaatlerinin, Müslüman komşuları ile birlikte yüzyıllarca yan yana yaşayarak yarattıkları Kozmopolit İstanbul Kültürü son demlerini yaşıyordu. Bu kitap bu semtlerde artık kaybolan o kozmopolit yaşamın son dönemlerine bir yolculuk kitabıdır. İstanbul'da mahalle kültürünün yaşandığı, nüfusun bir buçuk iki milyon olduğu 1950'li 1960'lı yıllarda, bir iki katlı evlerde yaşayan insanlar birbirleriyle kolayca tanı-şırlar ve yakınlaşırlardı. Toplumun temel taşlarından biri olan komşuluk ilişkileri buralarda kolayca kurulurdu. Doğumdan cenazelere kadar her türlü olay komşuları ilgilendirir ve aralarında bir duygulanıma yol açardı. Dar sokakların komşuluk ilişkileri, sıcakkanlı ve dostçaydı. Komşu komşunun külüne muhtaç olur ve bu nedenle de 'Ev alma komşu al!' denirdi. Mahalle kültürünün hâkim olduğu o yıllarda, kent nüfusunun en büyük bölümü Tarihi Yarımada'da yani sur içindeki semt-lerde yaşardı. Tarihi Yarımada'da sokakların toplaşmasından mahalleler ortaya çıkar ve yan yana üç beş mahalle bir semti oluştururdu. Semtlerin resmi olarak çizilmiş sınırları yoktu ama herkes semtinin nerede başlayıp nerede bittiğini bilirdi. Her semtin kendine özgü kültürel ve sosyal bir bütünlüğü vardı. Böylece semt insanları sıcak bir ortak mekânın verdiği huzur içinde yaşarlardı. Bu huzur ortamının ortaya çıkardığı bir ortak duygu vardı, bu 'Aidiyet Duygusu' idi. Bu duygu, semt insanlarının yalnızlığa düşmesini ve yabancılaşmasını engelliyordu. Tarihi Yarımada'nın Haliç ve Marmara Denizi kıyı şeridinde ikamet edenler ağırlıklı olarak gayrimüslimlerdi. Acı olan bir şey varsa, o da, bu şehrin kültüründe yüzyıllardan beri çok önemli bir yer tutan gayrimüslimlerin yani Rum, Ermeni ve Yahudilerin, devletin 'Türkleştirme Politikası' neticesinde uğradıkları haksızlıklar ve yaşadıkları korkular nedeniyle bu şehri terk etmeleri, daha doğrusu terk ettirilmeleriydi. Onlar bu şehirde hâkim olan mahalle kültürünün ve kozmopolit yaşamın ayrılmaz birer parçası ve şehrin renkleriydiler. Onların sayıları azalınca İstanbul'un kozmopolit kültürü öksüz kalmıştı. Oysa bu kozmopolit kültür, yüzlerce yıllık bir yaşam birlikteliğinin ürünüydü. Bu kültür İstanbul'a Doğu Ro-ma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan tarihi bir mirastı. Ve benim kuşağım İstanbul'da ki bu kozmopolit kültürün ve mahalle yaşamının son tanıklarıydı.
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗