Kitap hakkında
Türkiye’nin enerji politikalarının perde arkasına ışık tutan bu çalışma, kalkınma adına atılan adımların aslında kimin çıkarına hizmet ettiğini sorguluyor. 20. yüzyılın ikinci yarısından bugüne uzanan süreçte, enerji ihtiyacının nasıl bir tahakküm aracına dönüştüğünü, devlet kurumlarının ve iktidarların bu süreçte nasıl tek taraflı bir denge oluşturduğunu gözler önüne seriyor. Neoliberalizmin kar hırsıyla şekillenen yasalar, sadece insanları değil, doğanın da yaşam hakkını tehdit ediyor. Özellikle akarsuların, suyun metalaştırılmasıyla birlikte, müşterek varlıkların nasıl sermayenin çıkarları uğruna feda edildiği, etkilenen toplulukların tanıklıklarıyla ortaya konuyor. Kitap, suyun yenilenebilir bir kaynak olarak görülmesinin ötesinde, ekosistemlerin ve toplumsal adaletin nasıl yok sayıldığını çarpıcı bir dille anlatıyor.