Kitap hakkında
Anstorra, kan ve mürekkebin iç içe geçtiği bir şehir. Burada her kelime, acının izini taşıyor; her cümle, bir nefes alıp veriş kadar gerçek. Doğu’nun gizemli kokularıyla yoğrulmuş, Anadolu’nun derinliklerinden süzülmüş bir hikâye bu. Altı kitaplık destanın ilk adımı, sokaklarında kabadayıların tesbih çektiği, külhanbeylerinin duman altı ettiği bir dünyaya açılıyor kapıyı. Sekiz genç, karanlığın boğduğu bu şehirde aydınlığın peşine düşerken, kelimeler de onlarla birlikte dans ediyor.
Ama bu dansın bedeli ağır: fahişelerin boğazından akan kan, tecavüz edilen bakirelerin sessiz çığlıkları, ölü doğan bebeklerin acısı, savaşçıların son nefesi... Hepsi mürekkebe karışıp sayfalara dökülmüş. Aşkın ateşi bile bu karanlığı dağıtmaya yetmezken, noktalama işaretleri bile birer yara izi gibi duruyor cümlelerin arasında. Anstorra’da yaşam, düşmanla göğüs göğüse bir mücadele; katmerli, acımasız, ama bir o kadar da büyüleyici.
Ama bu dansın bedeli ağır: fahişelerin boğazından akan kan, tecavüz edilen bakirelerin sessiz çığlıkları, ölü doğan bebeklerin acısı, savaşçıların son nefesi... Hepsi mürekkebe karışıp sayfalara dökülmüş. Aşkın ateşi bile bu karanlığı dağıtmaya yetmezken, noktalama işaretleri bile birer yara izi gibi duruyor cümlelerin arasında. Anstorra’da yaşam, düşmanla göğüs göğüse bir mücadele; katmerli, acımasız, ama bir o kadar da büyüleyici.