Kitap hakkında
Anadolu’nun tozlu yollarında bir kez daha yankılanan kılıç sesleri, bu kez daha derin bir sırrı fısıldıyor. Anstorra’nın gölgesinde büyüyen hesaplar kapanmış, ama geride kalanların omuzlarına yeni bir yük binmiş: yola çıkmak, kaybolan alametlerin peşinden sürüklenmek. Kervansaray avlularında türküler söylenirken, şadırvanların başında öcüler dolaşıyor; yer altı mezarlarıysa uyanmayı bekleyen krallarla dolup taşıyor. Felek’in ördüğü kader ağı, artık öyle karmaşık ki, birbirine düşen kardeşler, kendi kanlarını akıtırken gündüzün iki güneşine değil, gecenin zifirine bakıyor. Oltu taşından tespihler ellerde dönüyor, ama dua etmek yetmiyor; çünkü bu kez düşman, kendi elleriyle gömdükleri. Yüreklerde kopan fırtınanın ortasında, delikanlılar yandaş toplarken, önlerini görmek için daha çok ışığa ihtiyaç duyuyor. Kılıçlar çekiliyor, ciritler savruluyor, dostla düşman birbirine karışıyor. Ve her adımda, bilinmeyen.