Kitap hakkında
Kervanın tozlu yolu üzerinde bir çığlık yankılandı. Kezia, sesin geldiği yöne doğru koşarken yüreği ağzında atıyordu. Büyük kızının kucağında, küçük oğlunun hareketsiz bedeni duruyordu. Bir kurşun, minik kalbine saplanmış, onu sonsuzluğa uğurlamıştı. Kezia, dizlerinin üzerine çökerken hıçkırıkları boğazını tıkadı. Çocuğunu kollarına alıp saçlarını okşadı, gözyaşları yanaklarından süzülürken yüzünü defalarca öptü. Acı, içini kavuruyor, her dokunuşla yeniden alevleniyordu.
Atlı arabanın arkasına yerleştirdiği oğlunun cansız bedenine sarıldı. Gözlerini, dudaklarını, alnını sanki canlandıracakmış gibi sevmeye devam etti. Sonra birden başını geriye atarak çığlıkları gökyüzüne savurdu. Lanetler yağdırdı, beddualar etti: "Parçalanın! Her biriniz paramparça olun! En büyük parçanızı karıncalar sürüklesin, dağılın gidin!" Sesindeki öfke, kervandaki herkesi titretti. Acının dili, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar derindi.
Atlı arabanın arkasına yerleştirdiği oğlunun cansız bedenine sarıldı. Gözlerini, dudaklarını, alnını sanki canlandıracakmış gibi sevmeye devam etti. Sonra birden başını geriye atarak çığlıkları gökyüzüne savurdu. Lanetler yağdırdı, beddualar etti: "Parçalanın! Her biriniz paramparça olun! En büyük parçanızı karıncalar sürüklesin, dağılın gidin!" Sesindeki öfke, kervandaki herkesi titretti. Acının dili, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar derindi.