Kitap hakkında
2015’te Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne layık görülen bu kitap, Arzu Uçar’ın kaleminden çıkan ilk öykü derlemesi. Sayfalarında gezinen karakterler, varlıklarını sorgulayan, kendilerini anlamlandırmakta zorlanan ruhların izlerini taşıyor. Kimileri kapı aralıklarında, kimileri pencere önlerinde kaybolurken, bazıları da sokaklara dökülerek yokluklarını haykırıyor. "Ben olmasam dünya nasıl değişirdi?" sorusunun peşinde koşan bu insanlar, kendi duygularına bile yabancılaşmış halde, hayatın içinde eriyip gidiyorlar.
Öyküler, insanın kendini bulma çabasını, yalnızlığını ve varoluşsal boşluğunu ustaca işliyor. Evrenin uçsuz bucaksızlığında, bir apartman dairesinin köşesinde küçücük kalan bireyin, kimsenin fark etmediği sessiz çığlığını duyuruyor. Kimse için vazgeçilmez olmayan, yokluğu bile fark edilmeyecek kadar önemsiz bir iz gibi... Bu satırlar, insanın içindeki o derin yalnızlığı, hem acı hem de güzellikle anlatıyor.
Öyküler, insanın kendini bulma çabasını, yalnızlığını ve varoluşsal boşluğunu ustaca işliyor. Evrenin uçsuz bucaksızlığında, bir apartman dairesinin köşesinde küçücük kalan bireyin, kimsenin fark etmediği sessiz çığlığını duyuruyor. Kimse için vazgeçilmez olmayan, yokluğu bile fark edilmeyecek kadar önemsiz bir iz gibi... Bu satırlar, insanın içindeki o derin yalnızlığı, hem acı hem de güzellikle anlatıyor.