Kitap hakkında
Ankara’nın puslu bir sonbahar gecesinde, Bican Agay’ın zihnine düşen ve yıllarca zihninden çıkmayan bir ses, zamanla şekillenerek Türk destan geleneğinin izlerini taşıyan bir şiir evrenine dönüştü. Ahmet Bican Ercilasun’un kırk yıllık bir birikimin ürünü olan *Kara Kam*, Türk tarihinin derinliklerinden süzülüp gelen bir anlatıyı, modern bir dille yeniden canlandırıyor. Eser, insanın ve evrenin doğuşundan Ergenekon’un gizemli çıkışına uzanan geniş bir zaman dilimini, 3631 dizede destansı bir üslupla işliyor.
Dil, bu yapıtın en dikkat çekici yönü: Köktürk metinlerinin ses ve biçim dünyasından beslenen özgün bir söz varlığıyla örülmüş, Orhun Yazıtları’ndan yüz elli yıl öncesinin Türkçesini çağdaş okura taşıyor. Yazar, bu kadim dili ölçünlü Türkiye Türkçesine aktarırken, yeni sözcükler ve anlatım biçimleriyle zenginleştirmiş. Gölgelerde dolaşan bir sesin, yıllar süren arayışının sonunda gün yüzüne çıkışı.
Dil, bu yapıtın en dikkat çekici yönü: Köktürk metinlerinin ses ve biçim dünyasından beslenen özgün bir söz varlığıyla örülmüş, Orhun Yazıtları’ndan yüz elli yıl öncesinin Türkçesini çağdaş okura taşıyor. Yazar, bu kadim dili ölçünlü Türkiye Türkçesine aktarırken, yeni sözcükler ve anlatım biçimleriyle zenginleştirmiş. Gölgelerde dolaşan bir sesin, yıllar süren arayışının sonunda gün yüzüne çıkışı.