Kitap hakkında
17. yüzyıl İstanbul’unda, Kulaksız Mezarlığı’nın sessizliğini bir sabah üç ceset bozar. İki erkek, bir kadın; mezarın başında öylece yatmaktadırlar. Biri kadına sıkıca sarılmış, diğeri ise taşların üzerine kapaklanmış halde. Asesler, aylar süren incelemenin ardından tek bir sonuca varır: Aşk, hepsini aynı anda öldürmüştür. Ruhsatî’nin dizeleri, bu garip ölümün ardındaki hikâyeyi fısıldar gibi: *"Daha senden gayrı âşık mı yoktur? Nedir bu telaşın, hay deli gönül..."* Acaba bu üç kişi, zamanın ötesinden gelen bir aşkın kurbanları mıydı, yoksa sıradan bir cinayetin parçaları mı? Mezarlık taşlarının altında yatan gerçek, yüzyıllar sonra bile hâlâ soluk alıyor.