Kitap hakkında
Walter Benjamin, 1940’ların karanlığında, Nazi işgali altındaki Paris’ten kaçarken ardında yalnızca bir avuç el yazması bırakır. Bu satırlar, onun hayatıyla birlikte bir dönemin de izini sürer: dostlukların, aşkların, sürgünün ve umutsuzluğun. Bertolt Brecht, Gershom Scholem, Hannah Arendt gibi isimlerle örülen ilişkiler, savaşın gölgesinde birer anıya dönüşürken, Benjamin’in son günleri, yirminci yüzyılın trajedisini simgeler. Tutkuları, korkuları ve kaçınılmaz sonu, sayfalar arasında yeniden canlanır; sanki zaman, her şeyi yazan o acımasız tanık gibi, hiçbir ayrıntıyı unutmamıştır.