Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRKefaretCem Keçe

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Kefaret PDF Ekitap İndir

Cem Keçe · Yazar

“KEFARET İBLİS’TEN MİRAS KALDI!” “Kefaret ödemek; geçmişle yüzleşmekten, suçluluk ve günahkârlık duygusuyla mücadele etmekten daha kolay… Kendini kurban rolüne sokmak, Tanrı’nın bağışlayacağı umuduyla kendi hükmünü vermek veya haksız yere ceza çekmek; yetişkin...

Sayfa
Belirtilmemiş
Kategori
Edebiyat
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
PUSULA YAYINEVİ
ISBN
9786054912506
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Edebiyat ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

“KEFARET İBLİS’TEN MİRAS KALDI!” “Kefaret ödemek; geçmişle yüzleşmekten, suçluluk ve günahkârlık duygusuyla mücadele etmekten daha kolay… Kendini kurban rolüne sokmak, Tanrı’nın bağışlayacağı umuduyla kendi hükmünü vermek veya haksız yere ceza çekmek; yetişkin olmaktan çok daha kolay… İnsan yetişkin parçasını iktidara taşıyamadığında içindeki çocuk parçasıyla kurban olmayı kendiliğinden seçmiş olur, böylece yaşadığı her elemi veya yolunda gitmeyen her işi günahlarına kefaret sayar, kefaret ödemenin günahlarını azalttığını sanır. Bir günahın hatta kendi işlemediği bir günahın kefaretini ödemek; insanı ‘günahsız’ yapmaz, günahtan uzak tutmaz, aksine yeni günahlara davetiye çıkarır. Çünkü kefaretini ödeyerek günahından arındığına inanan, yeni günahların peşine düşer…” “ÇOCUKLAR VE GENÇLER MASUMDUR!” “Kaputbezini söküp yatağı açmak, yünlerini çıkarıp havalandırmak gerekiyordu; kimi yeri sertleşmişti. Engebelerle dolu yatakta dilediğince hareketlenemiyordu. Yorgan da çekiliyor, büyümekte olan biçimsiz ayaklarını açıkta bırakıyordu. Ayakları üşüyordu; ama bir yerleri sanki sonbahar güneşi değiyormuş gibi belli belirsiz ısınıyordu. Ayakları kademe kademe büyüyor, büyüyor, büyüyordu. Büyüdükçe saraya giden yolu daha hızlı alıyordu. Ne hoş, ne tatlı! Ne yazıyordu girişin üzerinde? Zevkler Sarayı. İçindeki ses zindana atılacağını söylüyordu. Ah! Kim dur diyebilir kendine, bu kadar ilerlemişken hem de! Ne hoş! Ne çabuk! Zindanda ölüyordu. Kefeninin üzerinde iki damla leke… Oysa temiz gitmek gerekirdi ahirete. Yo, ölmüyordu, ölmeyecekti; yine de yem olacaktı çıyanlara, bin bir çeşit böceğe ve solucanlara. Bu nasıl bir ceza!”
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗