Kitap hakkında
Issızlığın ortasında ne halt ettiğini sorgularken buldu kendini. Tam anlamıyla varoluşunu kavramışken, tarih denen labirentin içinde kaybolmanın eşiğine gelmişti. Peki ya şimdi? Yeni yeni keşfettiği benliğini nereye sığdıracaktı? Sürgüne gönderilmesinin adil olup olmadığı tartışılırdı doğrusu. Başka bir ceza da alabilirdi, başka bir yere de sürülebilirdi. Mesela bir kıyı kasabasına... Ama hayır, onun yerine torpilli birini geçirmek için, bir dizi cinayeti çözüp suçluların neredeyse tamamını yakalayan kendisine bu mu reva görülmeliydi? Hem de tam hayatının aşkını bulduğu bir dönemde... Şimdi bu yalnızlıkta, geçmişin gölgesiyle boğuşmaktan başka çaresi yok muydu?