Kitap hakkında
Mehmet Artuk’un bu çalışması, göç olgusunun Türkiye’nin kent dokusunda yarattığı derin izleri, insani ve toplumsal boyutlarıyla ele alıyor. Muş’tan Bursa’ya uzanan yolculuklar, yalnızca coğrafi bir yer değiştirme değil; aynı zamanda kültürel çatışmaların, ekonomik zorlukların ve aidiyet arayışlarının da hikâyesi. Ancak bu öyküler, tek bir güzergâha sıkışmış değil; ülkenin dört bir yanından büyük şehirlere akan göç dalgalarının ortak acılarını, umutlarını ve çözümsüzlüklerini yansıtıyor.
Kentler, göçle birlikte karmaşık bir yapıya bürünürken, sosyal ilişkiler de dönüşüyor. Gecekondu mahallelerinden apartman bloklarına uzanan bu değişim, mikro ölçekte bazı çözümler sunmuş olsa da, genel sorunlar hâlâ çözümsüzlüğünü koruyor. Nüfusun önemli bir kısmının plansız yerleşimlerde yaşaması, bu başarısızlığın en somut göstergesi. Göç, beraberinde getirdiği dramların yanı sıra, toplumsal yapıyı kökten sarsan bir.
Kentler, göçle birlikte karmaşık bir yapıya bürünürken, sosyal ilişkiler de dönüşüyor. Gecekondu mahallelerinden apartman bloklarına uzanan bu değişim, mikro ölçekte bazı çözümler sunmuş olsa da, genel sorunlar hâlâ çözümsüzlüğünü koruyor. Nüfusun önemli bir kısmının plansız yerleşimlerde yaşaması, bu başarısızlığın en somut göstergesi. Göç, beraberinde getirdiği dramların yanı sıra, toplumsal yapıyı kökten sarsan bir.