Kitap hakkında
Helikopterin inişe geçtiği sırada Yiğitcan Yüzbaşı ile karşılaştım. Doğum izninden dönüyordu; on günlük bir süreyi yeni doğan kızıyla geçirdikten sonra, yeniden çatışma bölgesindeki birliğinin başına geçmek üzere yola çıkmıştı. Genç subayın duruşundaki vakar, üstlerinin gözünden kaçmamıştı. "Allah uzun ömürler versin" diye geçirdim içimden, hem vatan hem de ailesi için. Ama bir yandan da içimi kemiren bir endişe vardı. Gerçekler, ancak yaşanarak anlaşılıyordu ne yazık ki.
Peki, bu karanlık senaryonun mimarı kimdi? Terör örgütünün kırsalda değil de şehirlerde yuvalanmasını sağlayan, sivillerin arasına sızmasına göz yuman, operasyonlarda masum kayıplar verilse bile umursamayan bir güç müydü? Halkın desteği mi bekleniyordu, yoksa kaosun kendisi mi amaçlanmıştı? Hendeklerde yaşanan dehşetin, Sur’un dumanlı sokaklarında yankılanan acının ardında kim vardı? Bu soruların cevabı, belki de hiçbir zaman netleşmeyecekti.
Peki, bu karanlık senaryonun mimarı kimdi? Terör örgütünün kırsalda değil de şehirlerde yuvalanmasını sağlayan, sivillerin arasına sızmasına göz yuman, operasyonlarda masum kayıplar verilse bile umursamayan bir güç müydü? Halkın desteği mi bekleniyordu, yoksa kaosun kendisi mi amaçlanmıştı? Hendeklerde yaşanan dehşetin, Sur’un dumanlı sokaklarında yankılanan acının ardında kim vardı? Bu soruların cevabı, belki de hiçbir zaman netleşmeyecekti.