Kitap hakkında
İnan Eroğlu’nun satırlarında, yarım kalan bir şiirin izleriyle başlayan yolculuk, zamanla iç hesaplaşmalara dönüşüyor. Karşındaki insana öfkelenirken bile aslında kendi kırılganlıklarına öfkelenen bir ses var burada; zaaflarını bilen, onları ustaca kullanan ama yine de ayakta kalmaya çalışan bir adamın hikâyesi. Sözcükler, bazen bir bıçak gibi keskinleşiyor, bazen de yaraları saracak kadar yumuşak. Kırmızı, sadece bir renk değil; tutkunun, acının, vazgeçişin ve belki de yeniden başlamanın rengi olarak dolaşıyor sayfalar arasında. Eroğlu, okuru sessiz bir patlamanın ortasına bırakıyor; ne tam anlamıyla bir aşk hikâyesi, ne de sıradan bir ayrılık anlatısı. Daha çok, insanın kendisiyle yüzleşirken bulduğu o çelişkili dinginlik.