Kitap hakkında
Deniz kıyısındaki küçük bir kasabada, her gün aynı ritüel tekrarlanırdı: okul yolculuğundan önce sahile iner, yüzünü tuzlu suya daldırırdı. Tenine sinen o serinlik, aslında başka bir şeyin izini taşıyordu sanki. Gözlerini kapadığında, dalgaların sesi yerine başka bir koku gelirdi burnuna – babasının ellerinden yayılan o tanıdık, hüzünlü esinti. Kimse farkında değildi bu sırrın, yalnızca suya değen parmak uçları ve sessizce kaybolan köpükler biliyordu. Deniz, her sabah yüzünü yıkarken ona babasını hatırlatır, ama bu anıyı kimseyle paylaşmazdı. Yüzündeki tuz, aslında başka bir acının tuzuydu.