Kitap hakkında
İnsanın varoluş sancısı, kimi zaman kendi gölgesiyle bile hesaplaşmaya dönüşür. *Kızıl Panthera*, bu hesaplaşmanın en çarpıcı anlarını bir ihtiyarın sözlerinde somutlaştırıyor. Yaşlı adamın gözünden insanlık; iyiliğin ve kötülüğün sınırlarında savrulan, kendini bile anlamaktan aciz bir varlık olarak çıkıyor karşımıza. Ne aradığını bilmezken, neyi neden yaptığını sorgulamadan, sahte huzurlarla avunmaya çalışan bir tür...
Savaş, sadece dışarıda değil, içimizde de sürüyor. Doğayla, başkalarıyla, hatta kendi bedenimizle didişiyoruz. Aynaya baktığımızda gördüğümüz yabancıya öfkeleniyor, yaptıklarımızdan sorumlu olmayı reddediyoruz. Ödül için iyilik, ceza korkusuyla kötülükten kaçınmak... Peki ya gerçekten istediğimiz ne? Kim olduğumuzu bile bilmeden, birbirimize örülmüş kader ağlarında kaybolup gidiyoruz. Bir Kuntras, bir Tÿurt ve yaşlı bir adamın hikâyesi, aslında hepimizin hikâyesi değil mi? Hayat, bu bağların farkına varmamızı bekliyor.
Savaş, sadece dışarıda değil, içimizde de sürüyor. Doğayla, başkalarıyla, hatta kendi bedenimizle didişiyoruz. Aynaya baktığımızda gördüğümüz yabancıya öfkeleniyor, yaptıklarımızdan sorumlu olmayı reddediyoruz. Ödül için iyilik, ceza korkusuyla kötülükten kaçınmak... Peki ya gerçekten istediğimiz ne? Kim olduğumuzu bile bilmeden, birbirimize örülmüş kader ağlarında kaybolup gidiyoruz. Bir Kuntras, bir Tÿurt ve yaşlı bir adamın hikâyesi, aslında hepimizin hikâyesi değil mi? Hayat, bu bağların farkına varmamızı bekliyor.